HOŞ GELDİNİZ!

Tüm özelliklerimize erişmek için şimdi bize katılın. Kaydolup giriş yaptıktan sonra konu oluşturabilir, mevcut konulara yanıt gönderebilir, diğer üyelerinize itibar kazandırabilir, kendi özel mesajlaşma programınızı edinebilir ve çok daha fazlasını yapabileceksiniz. Aynı zamanda hızlı ve tamamen ücretsizdir, peki daha ne bekliyorsunuz?

Yılmaz Erdoğan Şiirleri

Öyle Bakma Çünkü...

Güzel bahçeli bir ilkokulun penceresinden
Dünyaya,
Hayret, hasret ve biraz da
Bayat bayram şekeri kederiyle bakan,
Aklı canbaz, yanağı al,
Sesi çilek aroması
Bir çocuk oturuyor
Gözlerinde...

Yılmaz Erdoğan
 
Sana Bakmak



Herşey yapılabilir
Bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin, uçurtma mesela.
Altına konulabilir
Bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
Sallanan bir masanın.
Veya şiir yazılabilir
Süresi ötekilerden kısa
Bir ömür üzerine..

Bir beyaz kağıda
Herşey yazılabilir,
Senin dışında..
Güzelliğine benzetme bulmak zor,
Sen iyisimi sana benzemeye çalışan
Herşeyden:
Bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor.
Belki tabiattadır çaresi
Senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin..
Ve benim
Bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim..
Anlarım bitkiden filan
Ama anlatamam
Toprağın güneşle konuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

Sen bana ışık ver yeter
Bende filiz çok..
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden, açan soran, bere budak yok
Bir şiir istersin
"içinde benzetmeler" olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel birşey yok

Uzun bir yoldan gelen
Tedariksiz, katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Herşeyi anlattım..
Olan olmayan, acıtan sancıtan..
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Severadım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine..

Sana bakmak
Suya bakmaktır..
Sana bakmak
Bir mucizeyi anlamaktır..

Sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor
Çünkü bilenler hatırlar..
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
Bahçıvan değil tüccarlardır
Sen öyle göz,
Sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken,
Sana şiir yazmak ahmaklıktır..

Bir tek söz kalır
Dişlerimin arasından
Ben sana gülüm derim
Gülün ömrü uzamaya başlar

Verdiğim bütün sözler
Sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim
Gül sana benzediği için ölümsüz..
Yazdığım bütün şiirler
Sana başlayan bir kitap için önsöz

Sana bakmak
Bir beyaz kağıda bakmaktır.
Her şey olmaya hazır
Sana bakmak
Suya bakmaktır..
Gördüğün suretten utanmak..
Sana bakmak
Bütün rastlantıları reddedip
Bir mucizeyi anlamaktır..
Sana bakmak
Allah’a inanmaktır.

Yılmaz Erdoğan
 
Sebebim Derler Ya...

Ölümüm senden olur
Bilinsin
Ne uçsuz bir kan akışı
Ne buğusu kadehte rakının,
Ela ve sonsuz bir teneşir uykusu
Gözlerinin ağlamaklı bebeğine...

Acemi zamanlar silinsin
Ölümüm senden olur
Bilinsin
Sen istesen aslında
Bütün kafiyeleri eskitirsin

Aklında kalmayacak aklım
Başka kollar başka sarılmalar
Ve her defasında alsancak
Platonik rutubet kokacak
Aklına bir fikir gelecek
Bir çift iri memenin kuşkusuna
Fidye vereceksin

Bütün iklimlerin feri silinsin
Ölümüm senden olur
Bilinsin

Gözlerin bir içim çaydı bizansta,
Gözlerin,
Ela teneşir uykularıma kapanan kırık pencere...

Yılmaz Erdoğan
 
Sessiz

Kavun kokulu odaların rahiyasıdır
Karışan sulara
Senin fikrinle yoğrulmuş bir eser yoktur
Yüzümün sana tıraşlanmış bölümünde
Çoğu çiçekli
Kimi şarkılar geçer aklımdan
Sesime sesim dökülür
Bir ıssız bir mutlu koro başlar
Ardından
Şarkıya
Çünkü benim sessizliğimde
Seninde susuşun var.

Yılmaz Erdoğan
 
Sevmekten Gidince




Sen beni sevmekten gidince ben bana borçlu kaldım
Ya sen bana fazla geldin ya ben sana az kaldım
Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur
Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur

Aşk yasaklandı artık halka açık yerlerde
El tutmak yol açıyor diye hesapsız
Susmalara kaldırdık tüm tutuşmaları
Yasak kelime oyunu yapmak
Yalan söylemek mecburi ve serbest ayyuka çıkmak
Artık yağmur sonraları toprak kokmak yok
Tomurcuklanmak günah
Ve bir insan gözü yüzünden yüz gün art arda uyumamak
Kimse ölmesin diye
Kimsenin aklında her sevdalı verdiği sözü geri alacak
Güneşi ayı ve hatta hiç bir tabiat olayı
Şahit gösterilmeyecek hiç bir sevdaya
Ne deniyorsa onu atacak kalp
Ve süresi 24 saate çıkarılacak meskun mahallerde ağlamanın

Sen sesini alıp gidince ben burda dilsiz kaldım
Ya sen bana fazla geldin
Ya ben sana az kaldım
Gitme bir adım öteye gülüm bir adımda gurbet olur
Gitme bir nefes öteye gülüm her nefes hasret olur.

Yılmaz Erdoğan
 
Yağdıkça

Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü,
Kavim göçlerinden bu yana ağlayan
Ve durmadan
Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler
Çalan, çaldıran, yakalatan
Adı bende gizli bir kadındı İstanbul

Şehre bir yağmur yağdı
Ben ağladım

Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan
Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır
Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü
yerlerinden
Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk
sipariş edildi yeniden

Bir şehre yağmur yağdı
Ben ağladım

Kim daha çok yalan söndürdü çay
bardaklarında
Hangisi talandı demli öpücüklerin
Ve buğularda yitirilen kimin adıydı
Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu
Soyulur muydu kabuğu hayatın
Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?

Yağmur şehre bir yağdı
Ben ağladım

Ben ençok seni götürdüm giderken
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı

Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı

Ben...
Yağmur...
Ağladım...

Yılmaz Erdoğan
 
Yaşayabilme İhtimali

Soğuk ve şehirlerarası
Otobüslerde vazgeçtim
Çocuk olmaktan
Ve beslenme çantamda
Otlu peynir kokusuydu babam...

Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.

İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
(ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)
Özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,
Adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra...

Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
Kahverengi sıralarda, solculuk oynamaya başladık...
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara
Ve Türk Dil Kurumu`na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, Ş harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi...

Ankara`ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri
Oysa Ankara`da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim...
(Sınıfça gidilen pikniklerde ***ımıza batan platonik dikenleri saymazsak...)
Ankara`ya usul usul kurşun yağıyordu...
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri...
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim...
Ve hiçbir mahkeme tutanağına geçmedi adım...
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece...

Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde
Ama sen yoktun...
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni tenefüs saatlerinde...
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu...
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum...

Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini...
Sonra otobüs oluyordum,
Kırık yarık yoların çare bilmez sürgünü...
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum Muş ovasının yalancı maviliği...
Otobüs oluyordum bir süre...
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum,
Yanağım otobüs camının garantisinde...
Otobüs oluyordum...
Bir ülkeden bir iç ülkeye...
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum...

Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin...
Korkuyordum...
Sonra iniyordum otobüsten...
Çarşıdan bizim eve giden,
Ömrümün en uzun,
Ömrümün en kısa,
Ömrümün en çocuk,
Ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum...
Çünkü sonunda annem oluyordum
Babam kokuyordum sonunda...

Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim, çocuk olmaktan...
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...

Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda...
Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü Lokantasında...
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında...
Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini Sevdim...

Ben senin,
Beni sevebilme ihtimalini sevdim!

Yılmaz Erdoğan
 
Thinking on my experience, around online wagering, I’ve realized that new sites are shifting the method users play games . Personally, it seems like the odds can be totally volatile, which proves that smart budget management is the real key these days . By the way, I stumbled upon this awesome platform https://telegra.ph/Beyond-the-Headlines-Real-Time-Updates-Shaping-Online-Entertainment-News-04-14
https://telegra.ph/Beyond-the-Headlines-Real-Time-Updates-Shaping-Online-Entertainment-News-04-14 where players share various winning strategies , and it has surprisingly insightful to keep my risks low . One thing I regularly remind newbies is to never run after bad runs, because that’s usually how the fun gets messy . Recently, I've also started questioning if the live dealer tables genuinely provide a more authentic chance than standard RNG software . What’s your take on this whole thing, do you stick to machines or cards ? Let's get a discussion going below !
 
Thinking back in virtual gaming, I have noticed that modern casinos have completely transformed the method players enjoy slots . Honestly, I think like the payouts can be all over the place, which makes me think careful bankroll control is incredibly crucial nowadays . By the way, I checked out this interesting platform https://telegra.ph/Beyond-the-Headlines-Real-Time-Updates-Shaping-Online-Entertainment-News-04-14
https://telegra.ph/Beyond-the-Headlines-Real-Time-Updates-Shaping-Online-Entertainment-News-04-14 where users talk about various winning systems, and I found it really valuable for keeping my spending under control. A major point I constantly remind myself is to never chase bad runs, because that tends to be how everything goes wrong . Lately, I've also started questioning if the stream croupier tables genuinely provide a better chance than standard RNG software . What do you guys opinions on this, do you stick to machines or cards ? Let’s start a here in the comments !
 
Thinking over my time around online betting, I’ve noticed how current casinos have completely transformed how users play slots . In my opinion, I think like the house edge tend to be all over the place, which is why careful budget control is the real key these days . On another note, I ran into this interesting platform https://telegra.ph/Beyond-the-Headlines-Real-Time-Updates-Shaping-Online-Entertainment-News-04-14
https://telegra.ph/Beyond-the-Headlines-Real-Time-Updates-Shaping-Online-Entertainment-News-04-14 where users talk about various betting strategies , and it has quite helpful to keep my losses under control. A major point I regularly advise newbies is to avoid trying to run after losses , because that’s usually when the fun goes wrong . Recently, I've also been thinking whether the stream croupier tables genuinely offer a better chance compared to standard RNG versions. How do you all feel about that, and have you found any solid patterns recently? Let's get a start a here in this thread!
 
Flatcast radyolarına port açarken ihtiyacınız olan port numarası: 40123
  • Geri
    Üst